Harname Günümüz Türkçesi Uyarlama

  • Konuyu Başlatan Konuyu Başlatan Zarri
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi

Zarri

Gold Üye
Katılım
3 Ara 2021
Mesajlar
415
Beğeniler
113
Eşeğin Boynuzu

cılız, geberik bir eşek var idi,
yük çekmekten anasi ağlar idi.
bazen odun çeker,
bazen su taşırdı.
gece-gündüz angaryadan,
ölesiye sikilirdi.
o kadar ağırdı ki yükler,
kalmamıştı sikinde tüyler.
tüy nedir ki,
kalmamıştı et ve deri,
kana belenmişti bütün teri.
onu böyle görenler;
derme çatma bir iskelet yürüyor derler.
dudak sarkmış, çenesi düşmüş,
kıçına sinek konsa sanki ölürmüş.
gözü bir avuç saman görünceye dek,
teni kıyım kıyım saçılırdı tek tek.
kargalar kulağında toplanir,
sinekler gözünün altında dolanir.
sırtından eyeri alınsa, geri kalan,
sanirdiniz it artığı kadar falan
bir gün, sahibi ona bir iyilik eder,
'haydi biraz dolaş eşşem', der.
sahibi eyerini alip otlamaya saldı,
eşek biraz ileriye yol aldı.
otlarken birden öküzleri gördü,
onların gözleri ateşli, göğüsleri gergin,
sanki kendisi kördü.
otları durmadan kemirip yutar,
kılını çeksen adeta yağ damlar.
boynuzları, bazısının ay gibi,
kiminin de halka halka yay gibi.
böğürüp seslerini salıverirler,
dağlar taşlar yankılarla çin çin öter.
miskin eşek bakınarak dolaşti,
sığırların bu haline çok şaştı.
kah yürür kah dinlenirler huzurla,
konakları olurdu bazen kışlak bazen yaylak.
ne yular derdi vardı onların ne eyer,
ne yük altında inlerlerdi ay aman!
eşek der ki 'biz bunlarla yaratılışta biriz',
'el, ayak, baş, göz, sanki ikiziz'.
'o halde bunların başina neden bu taç layıktir?'
'bizim açlıktan ve dayaktan hayatımız kayıktır?'
'gerçi bizi arpa özlemi perişan etti',
'fakat bunların boynuzlarını kim hilal etti?'
düşündü: 'eşeklerin bilgesi falancadan baskası,
çözemez sikintimi, yok bunun artik şakası :cryangry:'.
gerçekten bilge bir eşşek var idi,
zekiydi, sikintiyi hemen anlar idi.
yük altında yağları bitmiş,
çok çağlar görüp hayatını geçirmiş.
girerken nuh peygamberin gemisine,
kuyruğuyla yol vermişti şeytanin iblis'ine.
ölüp dirilirken üzeyir peygamberle eşeği,
yere ben serdi idim dermiş, yorganıyla döşeği.
sesinin güzelliği, ustalığı, bilgeliği,
hayrandı ona mesih'in bile eşegi.
kulağından kurtlar korkar idi,
çomağından aslanlar tırsar idi.
bizim miskin eşek, büyüğüne ulaştı,
yüz sürdü, sanki ayaklarina bulasti.
dedi, 'sen esekler içinde en olgun ve bilgesin',
'akillisin, yaslisin, ustasin, bir simgesin'.
'bulacaginiz çözümle gidecek kötülük, fitne',
'diyecekler sagir, o zaman deccal'in esegine'.
'inananlarla birlikte dogruya ulasirsin',
'tanri yolundakilerin serefini tasirsin'.
'soyun sopun mesel olup söylenir',
'ediplere bile sözlerin hos gelir'.
'kuskusuz sen eseksin, bilgesin, büyüksün',
'benim derdimi hallet de birazcik yüzüm gülsün'.
'bugün otlakta gördüm bazi öküzler',
'gergindi gögüsler, ileriye bakiyordu gözler'.
'her biri semiz ve kuvvetli',
'içleri, dislari yagli ve etli'.
'ustad, sebebini söyle bu fukaraya',
'sultanlik taci neden nasip oldu o surekaya?'
'gökyüzünde yok mu bizim yildizimiz?',
'yeryüzünde olmadi bir tek boynuzumuz?'
'esek nasil olur da öküzden daha alttadir',
'insan der ki; esek yük tasir, üst kattadir'.
'çalismakta madem biz ustayiz',
'boynuzumuz neden yok, neden yastayiz?'
koca pir esek sözlerine söyle basladi,
bela bagina tutsak olmus diye bizimkini hasladi.
bu isin aslini dinle dedi, merakin çoksa,
sebebi anla, aklinda bir noksanlik yoksa.
allah öküzü yaratti, eksikleri akildi,
onlari dünyaya faydali kildi.
onlar gece gündüz bugday islerler,
bugday otlarlar, bugday dislerler.
bütün bunlara sebeptir öküzler,
allah vermistir onlara izzetler.
devlet taci baslarina konuldu,
içleri ve dislari et ve yag doldu.
bizim isimiz odun tasimaktir,
bu degersiz nesneyle yasamaktir.
gerçegi söylemek gerekirse, varsa hukuk,
boynuz ne ki, fazladir bize kulak ve kuyruk.
dertli esek, ciliz, geberik ve hasta gönüllü,
ulu esegin yanindan daha da dertli döndü.
dedi ki gerçekte bu isin asli kolaydi,
çünkü olayin kitaptaki yeri açiklandi.
gireyim ben de bugday isleyeyim,
o iste yazlalayim o iste kislayayim.
neden odun isleyip dayaklara durayim,
onlar gibi bugday isleyip yücelikler bulayim.
az ilerde yesermis bir ekin tarlasi vardi,
esek sanki düsmandi, ekine kin tutardi.
heyecanla hirsla ulasti ekine basladi islemeye,
bazan ayagiyla çignemeye, bazan dislemeye.
yesermis arpayi gördü aç esek,
canina ilaç buldu dertli esek.
arpayi kavradigi gibi koparirdi,
toprak da esek yüküyle aparirdi.
yesil ekini öylesine kemirdi kaldi orasi kapkara,
gören dedi neden ekilmemis ki bu tarla.
karni doyunca müzige dadandi,
agnandi, sevinçten yuvarlandi.
basladi türkü çagirmaya,
geçmisi hatirlayip anirmaya.
namesiz mutluluk gam olur diye,
makamlarda gezdi verdi kendine hediye.
costukca costu ahengi bozdu,
sapitti, halt etti,
cihanin en çirkin sesini yükselttikçe yükseltti.
ulasti sonunda seslerin en çirkinine,
o dakka durum malum oldu tarla sahibine.
eline sopayi aldi çikti yola,
tarlanin halini görünce beyni verdi mola.
gördü ki tarla olmus bir kara,
çildirmasin da ne yapsin fukara.
sövdü, saydi yüregi sogumadi,
esegi dövdü yine teskin olmadi.
bıçaği çekti, birakti çomagini, bacağını,
kesti garip eşeğin kuyruğuyla kulağini.
eşek kan ağladi kaçarken,
canı yanarak arayı açarken.
pişman oldu eşek, anasından doğduğuna,
öküz olmadan boynuza talip olduğuna.
 
ıyyy edebiyat hiç sevemem biz matemetikçiyiz kral:haha::haha::haha:
 
sarmıyonuz kanka
 
oğlum ne yaptın çok güldüm lan
 

Şuanda konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Geri
Üst Alt